Eğitimlerimiz

Eğitimlerimiz

ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLARDA OYUN TERAPİSİ

           

 

Birçok oyun terapi kuramında oyun terapisinin çocuklar üzerinde tedavi edici / iyileştirici bir değerinin olduğu varsayılmıştır. Yapılan oyun terapi uygulamaları ile oyunun çocuklar üzerindeki etkisini gören araştırmacılar bilimsel araştırmalarda oyun terapi yaklaşımlarından bazılarının etkili olduğunu kanıtlanmıştır.

Neden çocuklar için oyun terapisi kullanılır?

Çocukların kelime hazinesi sorunlarını anlatmada yetersizdir, yetişkinler sorunlarını konuşarak anlattığı gibi çocuklarda oyun oynayarak anlatır; yani oyun, çocuğun dili; oyuncaklar da kelimeleri haline gelir. Böylece terapistin de çocuğun sorunlarını anlamasına fırsat sağlanır. 
Bu yüzden öncelikle terapi için gerekli iletişimin kurulmasında oyun, terapistlere kolaylaştırıcı bir etki sağlamaktadır. Özellikle kendini sözel olarak ifade etmekte zorlanan, duygularını ya da sorunlarını ifade etmekte yetersiz kalan veya bunları ifade etmeye karşı dirence sahip olan çocuklarla terapi ilişkisinin kurulmasında oyunun önemli bir etkisi vardır.

Oyun terapisinin kullanıldığı sorunlar

Oyun terapisi, uyum ve davranış problemleri olan çocuklar; saldırgan davranış gösteren çocuklar, karşı gelme davranışı sergileyen çocuklarda kullanılabilir. Deprem, afet gibi travmatik yaşantısı olan çocuklar; kronik hastalığı olan çocuklar, hastanede yatan çocuklar; boşanma süreci ve sonrası süreçte olan çocuklar, arkadaş ilişkilerinde veya aile ilişkilerinde sorun yaşayan çocuklar, evlat edinilen çocuklar gibi birçok durumda olan çocuklarda uygulanmaktadır. Ayrıca yapılan bilimsel araştırmalarda çocukluk döneminde karşılaşılan birçok sorunda oyun terapisinin etkili olduğu kanıtlanmıştır.

 

Özel gereksinimli çocuklarda da oyun terapisinin kullanımı

Kaynaklar incelendiğinde, Hiperaktivite-Dikkat Eksikliği, Özel Öğrenme Güçlüğü, Zihinsel Yetersizlik, Otizm gibi organik veya biyolojik kaynaklı bir tanı kategorisine giren çocuklarda oyun terapisinin bu sorunları ortadan kaldıran bir etkisinin olmadığı açıkça belirtilmektedir. Ancak bu çocuklarda; ilişki sorunları, akademik yetersizlik gibi karşılaştıkları güçlükler sonucu düşük özgüven, kaygı, zayıf benlik algısı gibi ikincil sorunlar ortaya çıkmaktadır. Çocuk Merkezli Oyun Terapisi bu çocukların duyguları ve benlik kavramları üzerinde olumlu etki sağlarken Filial Terapi ebeveyn-çocuk ilişkilerini düzenlemede yardımcı olmaktadır. Ayrıca Filial Terapi çocuğun yaşadığı güçlüklere bağlı olarak ortaya çıkan durumlarla başa çıkmasına yönelik ebeveyni güçlendirmekte ve ebeveynin bu durumlara bağlı stresle başa çıkmasını da kolaylaştırmaktadır. Yönlendirici oyun terapi modelleri ise özgül semptomlara yönelik müdahaleler konusunda yardımcı olabilmektedir.

Şunu da unutmamak gerekir, bazen travmatik yaşantısı olan, ağır ihmale maruz kalan çocuklar gibi gruplarda zihinsel yetersizlik, Hiperaktivite-Dikkat Eksikliği gibi durumların belirtileri görülebilmektedir. Yapılan ayrıntılı inceleme sonucunda çocukta travmatik yaşantı, ihmal gibi durumlar söz konusu olduğunda oyun terapi desteği bu çocuklarda yarar sağlamaktadır.

Özelikle Virginia Axline, Viola Brody gibi oyun terapisine kuramsal anlamda katkı sağlayan uzmanlar bazı çocukların; oyun terapisi uygulamadan önce zekâ testinde normalin altında puanlar aldığını; oyun terapisi uygulandıktan sonra yapılan zekâ testinde ise normal zihin düzeyini gösteren puanlar aldıklarını ifade etmektedir. 

Ancak şunu unutmamak gerekir, oyun terapisi zihinsel yetersizliği olan bir çocuğun zekâsını normal zihin düzeyine gelecek şekilde artırmaz, sadece zihinsel kapasitesini ortaya koymasını engelleyen duygusal faktörler üzerinde olumlu etki sağlayarak zihinsel potansiyelini ortaya koymasını sağlar. Bununla ilgili özellikle Virginia Axline’ın “Benliğini Arayan Çocuk” isimli kitabında anlattığı Dibs isimli çocuk buna çok iyi bir örnektir. 

Aynı şekilde travmatik yaşantısı olan bazı çocuklar Hiperaktivite-Dikkat Eksikliği belirtileri göstermektedir. Bununla ilgili ABD’de bir çocuk psikiyatristinin Hiperaktivite-Dikkat Eksikliği belirtileri gösteren bazı çocuklarda ilaç tedavisine başlamadan önce oyun terapisi uygulayarak bu çocukları takip ettiğini duymuştum.

Örneğin; doktora tezimde takip ettiğim ilkokul ikinci sınıf öğrencisi bir çocuğun bulguları Hiperaktivite-Dikkat Eksikliği ile örtüşüyor, fakat öğrencinin ailesi ilaç tedavisi uygulamak istemiyordu. Üçüncü seansta ailesi “çocuğunun daha önceleri hiçbir ödevini tamamlayamadığını, ancak oyun terapisi başladıktan sonra bazı ödevleri tamamlayabildiğini anlattı. İlerleyen seanslarda ise 3 yaşındaki kardeşiyle daha fazla oyun oynadığını, daha önceleri kardeşini daha fazla döverken artık kardeşiyle daha iyi anlaştığını ifade etti. 

Burada şuna dikkat etmek gerekir, tıbbi tanı kriterlerini gösteren çocuklara, gerekli testler ve incelemeler yapıldıktan sonra çocuk psikiyatristinin de görüşü alınarak oyun terapisi yapılmalı ve gelişmeler takip edilmelidir.

Son olarak: Doktora tezimde takip ettiğim ve yukarıda örnek vaka olarak kısaca anlattığım çocuğun babası seanstan sonra “hocam sabah buraya gelirken kardeşi bana baba nereye gidiyorsunuz diye sordu, sonra da biliyorum oyun doktoruna gidiyorsun değil mi?” dediğini gülerek anlattı. Sonra “hocam çocuğum kardeşini çok dövüyordu, hiç oyun oynamıyordu, şimdi kardeşiyle oynamaya başladı” diye devam etti. Tezimi tamamlayıp Dr. unvanını almaya hak kazandığımda tez danışmanıma “ben şimdi oyun doktoru mu oldum?” diye sordum, “evet Aziz sen şimdi oyun doktoru oldun” dedi. Aslında unvanımı aylar önce oyun terapisi alan bir çocuğun süreçten dolaylı bir şekilde fayda gören kardeşi vermiş oldu 

Alıntıdır. Dr. Aziz ZORLU- Psikolojik Danışman

 

 

 

 

 

EĞİTİMLERİMİZ

Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı

Özel Öğrenme Güçlüğü, zekâsı normal ya da normalin üstünde olan bireylerin, standart testlere göre yaş, zekâ düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma, matematik ve yazılı anlatım düzeyinin beklenenin önemli ölçüde altında olmasıyla tanısı konulan bir durumdur. Okuma bozukluğu (disleksi), yazılı anlatım bozukluğu (disgrafi), matematik bozukluğu (diskalkül) ve başka türlü adlandırılamayan öğrenme bozukluğu alt gruplarını içermektedir.

Özel Öğrenme Güçlüğü olan birey, öğrenmede çok önemli olan bilgiyi işleme sürecinin (bilginin alınması, düzenlenmesi, bellekte depolanması ve iletilmesi) bir kısmında ya da hepsinde sorun yaşayabilir. Okul öncesi döneminden itibaren dil, algı, kavram, motor-koordinasyon, bellek, dikkat-konsantrasyon, sıralama, organizasyon, duygusal-sosyal alanlarda güçlükler görülebilir. Öğrenme için gerekli olan bilişsel strateji geliştirebilme güçlüğü yaşayabilirler. Akademik alanlarda yetersizlikleri vardır, fakat tüm belirtileri taşımayabilir ve/veya bu belirtileri farklı yoğunlukta gösterebilirler.

Bu bireylerin güçlü ve yetenekli oldukları alanlar da bulunmaktadır; meraklı ve çevrelerine karşı ilgili olabilirler, ilgi duydukları alanlarda daha kolay kavrayabilirler, sözcükler yerine resimlerle düşünebilirler, sezgisel yolla problem çözme becerileri ve hayal güçleri gelişmiş olabilir, yaratıcıdırlar ve pratik çözüm yolları bulabilirler.

Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı ile bireylerin:

Öğrenmeye hazırlık becerilerini geliştirmeleri,
Okuma-yazmaya hazırlık ve okuma-yazma temel becerilerini geliştirmeleri,
Matematikte ilgili temel beceri ve kavramları günlük yaşamda kullanmaları,
Sorun çözme, akıl yürütme, kıyas yapabilme ve analitik düşünme becerilerini geliştirmeleri beklenmektedir.

 

 

FİZİK TEDAVİ

Bedensel yetersizliği olan birey; doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası dönemde herhangi bir nedene bağlı olarak iskelet (kemik), kas ve sinir sistemindeki bozukluklar sonucu, bedensel yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybeden, toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük yaşamdaki gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan, bu nedenlerle korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan bireydir.

Çeşitli nedenlerle kaba ve ince motor gelişim becerileri olumsuz yönde etkilenmiş bu bireylerin kendilerinden beklenen fonksiyonel hareket ve becerileri yerine getirmeleri değişik derecelerde kısıtlanmıştır. Bu duruma yol açabilecek ve sıklıkla karşılaşılan nedenler şunlardır;

  1. Serebral Palsi (SP veya CP):

Gebelik süresinin başından yaklaşık 2 yaşın sonuna kadar gelişmekte olan beynin değişik nedenlerle zarar görmesi sonucu ortaya çıkan duygu, algı ve hareket bozukluğudur. Ortaya çıkan durumun ağırlığı, beynin zedelenme derecesine, hasarın yerine ve bireyin yaşına bağlıdır. Vücudun tamamını etkileyen şekli tetraparezi (kuadriparezi), daha çok bacakların etkilendiği şekli diparezi (dipleji), vücudun bir yarısının etkilenmesi hemiparezi, tek kol veya tek bacak etkilenmesi monoparezi olarak adlandırılır.

 

  1. Merkezi sinir sistemini etkileyen dejeneratif, metabolik ve genetik kökenli hastalıklar:

Motor gelişim geriliğine bağlı hareket ve fonksiyon kayıplarına yol açar. Down sendromu, Joubert sendormu, Rett sendromu, Prader-Willi sendromu, Williams sendromu örnek durumlardan bazılarıdır.

  1. Mental Motor Retardasyon (Mental Motor Gerilik):

Zekâ, duygu ve motor bozuklukların çeşitli oranlarda bir arada görüldüğü durumu ifade eden genel bir başlıktır.

  1. Doğuştan kol felci (Brakial Pleksus Yaralanması):

Doğum sırasında kola giden sinirlerin zedelenmesine bağlı olarak ortaya çıkan, hareket ve duyguyu etkileyen felç durumudur. Tek taraflıdır ve etkilenen kolda tamamen bir felç durumu olabileceği gibi ağırlıklı olarak elde ya da omuz çevresindeki kasların zayıflığı ile de seyredebilir.

  1. Omurilik kapanma defektleri (Spina Bifida-Meningomyelosel):

Omuriliğin ve omurilik sıvısının dışarıya doğru kese şeklinde fıtıklaştığı ve bacaklarda tek ya da çift taraflı değişen derecelerde felçlere neden olan bir hastalıktır. Bazı bireylerde beyin omurilik sıvısının dolaşımının beyin içinde kapalı kalması sonucu beyinde birikmesi ve buna bağlı başın büyüdüğü (hidrosefali) görülebilir.

  1. Doğuştan kas hastalıkları:

İskelet kaslarının yapısındaki bozulma ve buna bağlı ilerleyici kas güçsüzlüğü ile seyreden, doğumdan itibaren ortaya çıkan durumlardır. Kas güçsüzlüğünün yanı sıra eklem sertlikleri, şekil bozuklukları ve ilerleyici sakatlık meydana gelebilir.

  

  1. Travma nedenli merkezi sinir sistemi yaralanmaları:

Çoğunlukla trafik kazası, yüksekten düşme, ateşli silah yaralanmaları gibi kazalar sonucunda oluşmakta ve sinir sisteminde geçici ya da kalıcı engele neden olmaktadır.

  1. Süreğen hastalıklardan kaynaklanan motor gelişim gerilikleri:

Doğuştan ya da sonradan oluşabilen, yaşam boyu devam eden ve/veya ilerleyici, ince ve kaba motor gelişim becerilerinde yetersizlik ortaya çıkan durumları tanımlar (epilepsi, osteogenesis imperfekta gibi).

Bedensel Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı ile bireylerin:

  1.   Normal motor gelişim basamaklarındaki becerileri kazanmaları,  
  2.   Duruş (postür) ve hareket ile ilgili bozukluklarını en aza indirmeleri,  
  3.   Kaba ve ince motor becerilerini geliştirmeleri,  
  4.   Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsız hareket edebilme becerileri kazanmaları,  
  5.   Bacak ve kollarını fonksiyonel bir şekilde kullanmaları,  
  6.   Düzgün duruş ve hareket için gerekli duyu, algı, bilişsel ve motor bütünlüğünü sağlamaları,  
  7.   Transfer ve yer değiştirmeye ve ilerlemeye yönelik (ambulasyon) hareketlerini geliştirmeleri,  
  8.   Yardımcı cihaz, araç gereç ve ekipmanı kullanma becerisi geliştirmeleri,  
  9.   Gelişim basamaklarına uygun davranma becerisi geliştirmeleri,  
  10.   Hareket yeteneğinin yanı sıra bilişsel, duyusal, psikolojik ve sosyal bütünlüğü geliştirmeleri beklenmektedir.  

 

 

 

 

 

Duyu Bütünleme Terapisi

Bireyler, çevrelerini görme, işitme, dokunma, tat, koku, vestibüler (denge ve hareket) ve propriosepsiyon (kas ile eklem) duyularından gelen bilgiler ile deneyimler ve yorumlar. Duyusal bütünleme ise beynin bu duyusal bilgileri düzenleyip yorumladığı süreçtir ve birçoğumuzda tipik çocukluk deneyimleri ile gelişmektedir. Duyusal bütünleme, bireylere güvenli bir şekilde hissetmelerine yardımcı olur.

Bazı bireylerin duyusal bilgiyi düzenleme becerisi olması gerektiği gibi gelişmeyebilir ve sonucunda birey öğrenme, konsantrasyon, okul başarısı, sosyal iletişim, oyun, giyinme, yemek yeme ve sakin kalabilme gibi günlük yaşamında zorluklar çekebilir. Bu durum duyusal bütünleme bozukluğu veya duyusal işlemleme bozukluğu olarak tanımlanabilir. Duyusal bütünleme bozukluğu, otizm spektrum bozukluğu, dikkat dağınıklığı, Serebral Palsi, öğrenme güçlükleri ve diğer nörolojik durumlar ile prematüre doğan bireylerde görülebilir. Duyusal işlemlemede güçlüğü olan bireyler;

Dokunma, hareket, ses veya görememeye aşırı tepkili olabilir.
Duyusal girdiye normalin altında tepki verebilir.
Normalin altında düşük veya üstünde yüksek aktivite seviyesine sahip olabilir.
Koordinasyon problemleri yaşayabilir.
Akademik başarı ya da günlük yaşam becerilerinde gecikme yaşayabilir.
Davranış organizasyonunda zayıf olabilir.
Zayıf kendilik konseptine sahip olabilir.
Duyusal bütünleme temelli seanslar her bireyin ihtiyaçlarına göre uygulanmaktadır. Seanslar, self-regülasyonu, duyusal işlemlemeyi, vücut farkındalığını, motor planlamayı veya kaba-ince motor becerilerin gelişimini hedefler.
Seans sırasında birey normal oyun oynuyormuş gibi görünse de, uzman duyusal süreçleri ile beceri gelişimini desteklemek için düzenlenmiş aktiviteler kullanarak sıkı bir çalışma yapıyordur.
Dünyada yapılan araştırmalar duyusal bütünleme ile bireylerde motor planlama, sosyalleşme, dikkat, davranışsal regülasyon, okuma becerileri, oyun becerileri ve bireysel hedeflere ulaşmak açısından başarılı sonuçlar ortaya çıkarmıştır.

Bobath Terapisi

Bobath Terapisi (nörogelişimsel terapi), tüm dünyada yeni doğan döneminden sonraki fizyoterapi yaklaşımlarında temel olan bir terapi yöntemidir. Bilimselliği yüksek olan bu yöntem, Serebral Palsi (SP)’li çocuklar başta olmak üzere doğuştan hareket bozukluğu olan bebek ve çocuklar ile duyu motor bozukluklarına neden olan farklı tablolarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bobath konseptinde bireysel motor fonksiyon bozukluklarının analizi yapılarak fonksiyonel sınırlılıklara karar verilir. Bobath Terapi konseptinde; doğru hareketi açığa çıkarmak için uygun tutuş teknikleri, ağırlık aktarma, derin duyu, işitsel ve görsel stimülasyon ve fasilitasyon teknikleri kullanılır. Fasilitasyon tekniği ile birey, kendini ve bulunduğu ortamda vücudunu algılamayı, hareketini değiştirmeyi, vücut kısımlarını hissetmeyi öğrenir. Ayrıca terapötik tutuşlar ve pozisyonlamalar ile tonus regülasyonu düzenlenir.

Bobath Nörogelişimsel Tedavi Prensiplerine Dayanan “Erken Rehabilitasyon Programı’nda” Amaç Nedir?

Pozisyonlama, “Therapeutic Handling” olarak adlandırılan “özel el tutuşu” pozisyonlarıyla anormal postüral refleks aktivitenin önlenmesi, normal postüral reaksiyonlar ve otomatik hareket tepkilerinin fasilitasyonu, normal motor gelişim basamaklarının geliştirilmesi ve fonksiyonel hale getirilmesi, boyun ve vücut düzeltme reaksiyonlarının geliştirilmesi, tonus regülasyonu, simetrik- orta hat oryantasyonunun sağlanması, ekstremitelerin normal hareket deneyiminin artırılması, duyu girdisinin artırılması ve proprioseption eğitimidir.

Bobath Terapisi (NGT) Berta ve Karel Bobath tarafından 1940’lı yıllarda bulunmuştur. Pediatrik rehabilitasyon alanında çalışan pek çok terapist yıllar içerisinde bu yöntemin geliştirilmesine katkıda bulunmuşlardır. Bu yöntem fonksiyonel hareket paternlerini fasilite etmek (uyarmak) için el temasını kullanmaktadır. Klinikte, bu yöntem çeşitli yaşta ve hastalığı olan çocuklarda kullanılmak üzere modifiye edilmiştir.

Bobath Terapisi (NGT)’nin Temel Teorisi Nedir?

Bobath Terapisi ortaya çıkan yeni bilgileri, modelleri ve hareket teorilerini geliştirmeye devam etmektedir. Fonksiyonel hareket, kişisel durumun, çevrenin ve fonksiyonun birbiri ile etkili olmasını gerektirmektedir. Motor becerileri öğrenme ve adaptasyon için uygulama yapmak ve denemek gereklidir. Kişisel motor disfonksiyonların analizi, fonksiyonel limitasyonlara karar vermek için şarttır. Tedavinin odağı ve terapatik tutuşlar, kişisel fonksiyonel kazançları artırmakta kullanılan bir metottur.

Merkezi Sinir Sistemi (MSS) bozuklukları ile birlikte görülen karakteristik hareket disfonksiyonlarını analiz etmek ve tanımlamak için NGT değerlendirmesi yapılmalıdır. Çocuğun hareket yeteneğini ortaya çıkarmak için hareket problemleri sınıflandırılmalı ve defisitlerin çocuğun fonksiyonel becerilerinin açığa çıkmasını nasıl engellediğine karar verilmelidir.

Yukarıda sayılan şartlar, uygun dokunmanın önemini, çocuğun aktif katılımını, terapistin çocuğun gereksinimlerine verdiği önemi, motive edici ortamın yaratılmasını, devam eden değerlendirmenin kullanımını, fonksiyonel aktiviteler içerisindeki hareketin kapsamını, dokunma yardımıyla terapistin geri bildirim algısının üst seviyeye ulaşmasını ve önleyici stratejilerin kullanımını (ortotik cihazlar ve uygun donanımlar gibi) vurgulamaktadır.

Bu teknikler algı kaynaklarını değerlendirmeyi, ağırlık taşıma ve ağırlık aktarma tekniklerini içermektedir. Uygun donanım ve pozisyonlama, terapinin amacına ulaşmasını sağlamaktadır. Böylece çocuk kendi özgüvenini ve uygun oyun alanlarındaki tam bağımsız gelişimini başarmak için gerekli hareket kabiliyetini elde eder.

 

Zihinsel Engelliler Destek Eğitim Programı

Zihinsel yetersizliği olan birey; zihinsel işlevler bakımından ortalamanın iki standart sapma altında farklılık gösteren, buna bağlı olarak kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde eksiklikleri ya da sınırlılıkları olan, bu özellikleri 18 yaşından önceki gelişim döneminde ortaya çıkan ve özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine ihtiyaç duyan bireydir.

Hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan birey, zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde hafif düzeydeki yetersizliği nedeniyle özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine sınırlı düzeyde ihtiyaç duyan bireydir.

Orta düzeyde zihinsel yetersizliği olan birey, zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerindeki sınırlılık nedeniyle temel akademik, günlük yaşam ve iş becerilerinin kazanılmasında özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine yoğun şekilde ihtiyaç duyan bireydir.

Ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan birey; zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerindeki eksiklikleri nedeniyle öz bakım becerilerinin öğretimi de dâhil olmak üzere yaşam boyu süren, yaşamın her alanında tutarlı ve yoğun özel eğitim ve destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan birey olarak tanımlanmaktadır.

Zihinsel yetersizliği olan bireylerde; Dikkat: Zihinsel yetersizliği olanlarda dikkat problemleri yaygın olarak görülmektedir. Bireylerin öğrenme problemlerinin önemli bir bölümü dikkat problemlerinden kaynaklanmaktadır. Genel olarak dikkatleri dağınık ve kısa sürelidir.

Bellek: Zihinsel yetersizliği olan bireylerin pek çoğu hatırlamada güçlük çeker. Görsel ve işitsel algıları zayıftır. Bellekle ilgili yaşadıkları en önemli problem öğrendikleri bilgileri kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarmada yaşamalarıdır. Genelleme yapmakta zorlanırlar, kazandıkları bilgileri ilişkilere göre gruplamada güçlük çekebilirler. Zihinsel yetersizliği olan bireylerin yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında kendilerini düzenleme (tekrarlama, gruplandırma, ilişkilendirme) stratejilerini daha az sıklıkta kullandıkları görülmektedir. Öğrenme: Akranları gibi öğrenebilir ve öğrenmeye devam ederler. Akranlarından temel farkları öğrenmenin hızındadır, öğrenme hızları daha yavaştır.

Dil Gelişimi: Zihinsel yetersizliği olan bireyler dil ve konuşmayı zihinsel yetersizliği olmayan bireylerin geçtiği basamaklardan geçerek edinirler. Ancak bu basamaklardan geçiş hızları daha yavaştır. Dil ve konuşma gelişimindeki sorunlar ile kendini düzenleme (tekrarlama, gruplandırma, ilişkilendirme) problemleri arasında yakın bir ilişki vardır. Çünkü birçok kendini düzenleme stratejisi dile dayalıdır.

Akademik Başarı: Başarısızlıkları daha çok okuma-yazmada, okuduğunu anlamada, temel aritmetik becerileri kazanmada ortaya çıkmaktadır. Soyut kavramları somut kavramlara göre daha zor öğrenirler. Sosyal Gelişim: Zihinsel yetersizlik gösteren bireylerde çeşitli sosyal problemlere rastlanmaktadır. Sosyal ilişkilerinde kendilerini grupta kabul ettirecek becerileri azdır. Arkadaşlık etmede sıklıkla problem yaşarlar. Benlik kavramları genellikle zayıftır.
Psikomotor Gelişim: Genel olarak bu bireylerin fiziksel gelişimleri (boy-kilo) ise yaşıtlarının gelişimi ile tutarlılık gösterebilmektedir.

Zihinsel yetersizliği olan bireyin, sahip olduğu yetersizliğin derecesi arttıkça yukarıda belirtilen alanlarda yaşadığı güçlüklerin derecesi de artmaktadır.
Zihinsel Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı; kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde eksiklikleri ya da sınırlılıkları olan, bu özellikleri 18 yaşından önceki gelişim döneminde ortaya çıkan ve özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine ihtiyaç duyan zihinsel yetersizliği olan öğrencilere uygulanmaktadır. Bireylerin özellikleri dikkate alınarak hazırlanan programla şu amaçlara ulaşmak hedeflenmektedir.

Bağımsız yaşam becerileri kazanmaları, Öz bakım ve günlük yaşam becerilerini kazanmaları, Psikomotor becerilerini geliştirmeleri, Dil ve konuşma becerilerini geliştirmeleri, Sözlü ve yazılı anlatım becerilerini geliştirmeleri, Sosyal ve toplumsal uyum becerilerini geliştirmeleri, Bilişsel hazırlık becerilerini geliştirmeleri. Program “Öz Bakım Becerileri, Günlük Yaşam Becerileri, Dil Konuşma ve Alternatif İletişim Becerileri, Bilişsel Hazırlık Becerileri, Psikomotor Beceriler, Toplumsal Yaşam Becerileri, Türkçe, Matematik ve Sosyal Hayat” olmak üzere dokuz modülden oluşmaktadır.

 

BİREYSEL TERAPİ

Bireysel terapi, davranış değişikliğini kolaylaştırarak yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen terapist ve danışan arasında güven ilişkisiyle oluşan terapotik süreçtir. Bu süre zarfında danışan kaçındığı veya altta yatan sorunlarla yüzleşme fırsatı bulur. Terapist bireyin değiştirmek istediği davranış veya diğer şikayetlerini kontrol altına alarak farkındalık kazanma fırsatı bulur.

Grup Eğitimi

Grup eğitimi çocuğun yaşıtları ile birlikte iletişim kurmasını, bireysel eğitimde kazandığı davranışları genellemesini , grup oyunlarına katılmasını, sosyal becerilerin gelişmesini sağlamak amacıyla yapılır.

Grup eğitimi 4 ile 10 çocuğun katılımı ile yapılan eğitimdir.  Özel Eğitim Rehabilitasyon uygulamaları Program Koordinatörlüğü tarafından onaylanmış olan grup eğitim programı, uzman meslek elemanı tarafından uygulanır.

Grup programları ve programlara öğrenci dağılımı, çocukların gelişim ihtiyaçları, eğitimsel performans ve düzeyleri ile her bir öğrencinin grup dinamiğinden yararlanabilmesi dikkate alınarak hazırlanır.

 

Psikolog Desteği

Örgün eğitimde olduğu gibi rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimi özel eğitim gereksinimi olan bireyler ve ailelerinde de büyük önem taşımaktadır. Rehabilitasyon merkezlerindeki destek eğitiminin etkili ve faydalı olabilmesi için okul - veli - öğretmen üçlüsü zincirinde ihtiyaçlar belirlenip çalışmalar düzenlenmelidir. Alanında uzman olan psikolog gerek bireyin okulundaki eğitmenleriyle, gerek merkezdeki öğretmenleriyle gerekse de bireyin aile ortamındaki bireyler ile sağlıklı iletişim kurmalıdır. Bu unsurların birbirlerinden haberdar olması, koordineli ve eşgüdümlü çalışması, birbirine zıt değil birbirini tamamlayarak ilerlemesi önemlidir.
Psikolojik danışmanlık biriminde özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin;
İlgi alanları, yetenekleri, yeterlilikleri ve iletişim örüntüleri gibi özelliklerini tanımalarına,
Kendileri ve çevreleriyle ilgili farkındalık kazanmalarına,
Temel problem çözme stratejilerini geliştirmelerine
Çevreleriyle olumlu ilişkiler kurmalarına,
Kendileri, çevreleri ve eğitimleri ile ilgili sorunlarını ve güçlüklerini çözebilmelerine yönelik psikolojik destek ve/veya danışma hizmetleri planlanır ve yürütülür.

Ayrıca gerektiğinde özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin yaşadıkları problem ve güçlüklerin çözümünde diğer özel eğitim ve rehabilitasyon personeli, bireyin anne ve babasıyla iş birliği içinde çalışmalar geliştirilir ve yürütülür. Kaynaştırma öğrencilerinin devam ettikleri okul rehberlik servisleri ve sınıf öğretmenleriyle iş birliği yapılır ve çalışmalar/ziyaretler planlanır.
Bireylerin anne ve babalarına yönelik psikolojik danışma, rehberlik ve gerektiğinde (yüzeysel) terapi hizmetleri sunulur. Fakat bazı durumlarda anne ve babaları psikolojik veya psikiyatrik yardım alabilecekleri kurum ya da kuruluşlara yönlendirmek gerekmektedir.

 

Müzik İle Eğitim ve Terapi

Müzik eğitiminde, öğrencilerimizin tüm gelişim alanları göz önünde bulundurularak, gelişim düzeyleri, engel türü, engel derecesi ve hazır bulunuşluk düzeyleri dikkate alınarak programlanan çalışmalar ışığında bireysel ve grup eğitimi yapılmaktadır.
Bu doğrultuda;
Öğrencilerimizin müzikle ilgili yeteneklerini ortaya çıkaran ses, kulak ve ritim çalışmaları yapmak.
Şarkı söyletme becerisi kazandırarak dili kullanma yeteneğinin geliştirilmesine yardımcı olmak.
Dinleme becerileri, işitsel sürelerini ve dikkat becerilerini artırmak.
Ezgiler eşliğinde vücudunu koordineli bir şekilde kullanarak hareket becerisi kazandırmak.
Müzikli dramatizasyon ve dans doğaçlamaları ile yaratıcılık duygusunu keşfetmesini sağlamak.
Öz saygılarının gelişimine ve benlik değerlerinin artmasına yardımcı olmak başlıca hedeflerimiz arasındadır.

Gelişimsel Değerlendirme Testleri

Genetik kökenli, doğum öncesinde, doğum esnasında veya doğumdan sonra etkenlere bağlı olarak bireylerin gelişimlerinde sorunlar oluşabilir. Bebeklik dönemi motor gelişiminde gerileme olarak ortaya çıkan bir durum bireyin daha sonraki yıllarında dil, zihinsel ve sosyal gelişimlerini de etkileyebilir. İlkokul çağına geldiğinde ise okuldaki öğretmen ve arkadaş ilişkileri ile beraber dersleri de beklenen seviyede olmayabilir .
İleri yaşlarda oluşabilecek problemleri erken teşhis etmek adına bebeklik dönemi itibariyle bireyin gelişiminin gözlemi ve uzman tarafından takibi önemlidir. 

Çocuğun diğer çocuklarla kıyasla farklı olan ya da hiç olmayan davranışlar, çevreye ilgisizlik ve tepkisizlik, (motor) gelişiminde aksaklık gibi durumlar gözlemlendiğinde gelişimsel bir sorun söz konusu olabilir. 
Bir an önce gerekli (gelişimsel) testlerin, gözlemin ve uzman değerlendirmesinin yapılarak tanı için ilgili yerlere yönlendirilmesi önem taşımaktadır.

Değerlendirme sonucunda ise bireyin eğitim ve/veya tedavi programı oluşturulabilir.
Kurumun uzman psikolog ve eğitimci kadrosu tarafından çocuk ve ergenlerin ruhsal problemlerinin belirlenmesi, gelişimsel sorunları olan bireylerin değerlendirmesi ve gelişim takibinin yapılması için aşağıda belirtilmiş olan testler uygulanmaktadır:

WISC-R 3
STANFORD BİNET
MMPI – Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envarter
DENVER II GELİŞİM TESTİ
OBJEKTİF TESTLER

  • -BENDER GESTALT
  • -PORTEUS LABİRENTİ
  • -CATELL 2A ZEKA TESTİ
  • -ANKARA GELİŞİM TESTİ(AGTE)
  • -GESSEL TESTİ
  • -METROPOLİTAN OKUL OLGUNLUĞU TESTİ
  • -PEABODY KELİME ANLAMA TESTİ
  • -BENTON GÖRSEL BELLEK TESTİ
  • -FROSTİG GÖRSEL ALGI TESTİ
  • -KENT EGY
  • -SDÖT
  • -KİNDER ANGST
  • -BURDON DİKKAT TESTİ

ÇOCUK RESİMLERİNİN Psiko-pedagojik Analizi ve Çocuk Testleri Eğtimi

  • -Gesell Gelişim Testi
  • -Goodenough
  • -Harris Bir İnsan Çiz Testi
  • -Draw a Person
  • -Koppitz İnsan Çizim Testi
  • -Aile Çiz Testi 
  • -Ağaç Testi
  • -Bahçe Testi
  • -Catell 2A Zeka Testi
  • -Peabody Kelime Testi
  • -Metropolitan Okul Olgunluğu Testi
  • -Ankara Gelişim Tarama Envarteri (AGTE)
  • - Sosyal Fobi Ölçeği
  • -Çocuk Uyku Alışkanlıkları Testi
  • -Aile Çocuk İnternet Bağımlılığı Testi
  • -Erken Çocukluk Dönemi Envanteri
  • -Aile Değerlendirme Ölçeği
  • -Öğrenme Güçlüğü Testi
  • -Dikkat Testi
  • -Ahenbeck Çocuk Testi
  • -Conners Testi 
  • -Sosyal Anksiyete Ölçeği
  • -Yale Brown Obsesif Kompulsif Ölçeği

 

Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi

1980li yıllarda Steve de Shazer ve Insoo Kim Berg tarafından geliştirilmiş bir terapi yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, pek çok terapi yönteminden farklı olarak tümevarım yöntemi ile geliştirilmiş ve oldukça yapılandırılmıştır. 

Çözüm odaklı kısa süreli terapi modeli, başlangıçta aile danışmanlığı çerçevesinde sunulmuş olsa da günümüzde pek çok farklı problemin çözümünde yaygın ve etkili bir biçimde uygulanabildiği öne sürülmektedir (Murphy, 1997; Akt. Doğan, 2016). Yapılan araştırmalar, çözüm odaklı kısa süreli terapinin çocukluktan yaşlılığa kadar çeşitli yaş gruplarında; depresyon, anksiyete bozuklukları, okul problemleri, ilişki ve aile problemleri, psikiyatrik bozukluklar gibi pek çok farklı konuda etkili olduğunu göstermiştir.

De Shazer (1985)’e göre çözüme odaklanmak sorunu yok edeceğinden terapi sorundan çok çözüm üzerine odaklanmalıdır. Çünkü çözüm çoğu zaman sorunun ortaya çıkış nedeniyle ilişkili değildir ve sorun odaklı düşünce, bireyin halihazırda uyguladığı ve gelecekte uygulayabileceği birtakım çözümleri keşfetme sürecini engeller. Çözüm odaklı kısa süreli terapi, sorunun yaşandığı şimdiki ana ve sorunun kaynaklandığı geçmiş zamana odaklanmaktansa sorunun çözülme ihtimali olan gelecek zamana odaklanır.

 

Aile Eğitimi Danışmanlığı

N ormal gelişen çocuklarda aile eğitiminin önemi herkes tarafından bilinmektedir. Her bireyin ailesinden alacağı temel bilgiler onun gelecekteki yaşamını belirler. Özel gereksinimi olan bireylerde ise aile eğitiminin daha farklı, daha büyük önemi vardır.

Anne babanın hayatına özel ihtiyacı olan engelli birey girdiğinde aileler uyum sağlama sürecinin farklı basamaklarından geçer. Genelde ilk başlarda yaşanan şok, inkâr ve suçluluk duygularından sonra üzüntü ve çöküntü, kararsızlık, reddetme, pazarlık, kabullenme ve uyum sağlama evreleri gerçekleşir. Her aile uyum sağlama sürecinde kendi hızıyla ve kendine özgü biçimde ilerler.

Ailelerin bu süreçleri daha sağlıklı geçirebilmeleri için uzman desteği önemlidir. Hem uyum sağlama sürecini daha rahat geçirebilirler hem de genel çocuk gelişim evreleri, tanı durumunun özellikleri, özel eğitiminin önemi ve basamakları gibi birçok konuda bilgi alabilirler.

Aile eğitimi ve danışmanlığı bazı durumlarda görüşme şeklinde ve bireysel olarak verilmesi öngörülebilir. Fakat daha yaygın olarak gruplar halinde ve bilgilendirme seminerleri şeklinde uygulanmaktadır. Kurumumuzda ailelerin hangi eğitimlere ve desteğe ihtiyaçları oldukları belirlendikten sonra eğitim takvimi oluşturur. Bu takvime istinaden rehberlik birimimiz veya kurum dışından alnında uzman kişiler tarafından konferans salonumuzda eğitim ve seminer etkinleri yapılmaktadır.